top of page

Sigorta Hukukunda Rizikonun İmkânsızlaşması ve Prim İadesi

Sigorta Hukukunda Rizikonun İmkânsızlaşması ve Prim İadesi


Sigorta sözleşmesinin temelini, ileride gerçekleşmesi mümkün olan ancak gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz bulunan bir riziko oluşturur. Sigortacı, prim karşılığında bu rizikoyu üstlenir; sigorta ettiren ise sağlanan teminat karşılığında prim öder.

Ancak sigorta sözleşmesi kurulduktan sonra, sigortacının sorumluluğu henüz başlamadan rizikonun gerçekleşmesi tamamen imkânsız hâle gelebilir. Böyle bir durumda sigortacının prim talep edip edemeyeceği veya ödenmiş primleri iade etmek zorunda olup olmadığı, rizikonun imkânsızlaşması hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.


Rizikonun İmkânsızlaşması Nedir?

Rizikonun imkânsızlaşması, sigorta poliçesiyle teminat altına alınan olayın artık hukuken veya fiilen gerçekleşme ihtimalinin kalmamasıdır.

Burada yalnızca rizikonun gerçekleşmemiş olması yeterli değildir. Rizikonun poliçe süresi içinde gerçekleşme ihtimalinin bütünüyle ortadan kalkması gerekir.

Örneğin:

  • İzne bağlı bir faaliyet için gerekli idari iznin verilmemesi,

  • Sigortalanan projenin hiç başlamadan kesin olarak iptal edilmesi,

  • Klinik araştırmanın yetkili kurum tarafından reddedilmesi,

  • Sigortalı faaliyetin yürütülmesinin hukuken yasaklanması,

  • Sigorta konusu menfaatin sözleşme süresi içinde ortadan kalkması,

rizikonun imkânsızlaşması kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık rizikonun gerçekleşme ihtimalinin yalnızca azalması, faaliyetin geçici olarak ertelenmesi veya sigortalı tarafından faaliyete bir süre ara verilmesi her zaman imkânsızlık anlamına gelmez.


TTK’nın 1422. Maddesine Göre Rizikonun İmkânsızlaşması

“Sigortacının sorumluluğu başlamadan, sigorta ettirenin, sigortalının ve can sigortalarında ayrıca lehtarın fiilleri ve etkileri olmaksızın rizikonun gerçekleşmesi imkânsızlaşmışsa, sigortacı prime hak kazanamaz.”

Bu hükmün uygulanabilmesi için kural olarak üç temel şartın birlikte bulunması gerekir.


1. Riziko gerçekleşemez hâle gelmelidir

Sigorta poliçesiyle teminat altına alınan olayın gerçekleşme ihtimali tamamen ortadan kalkmalıdır. Geçici engeller veya rizikonun gerçekleşme ihtimalinin azalması tek başına yeterli değildir.


2. İmkânsızlık sigortacının sorumluluğu başlamadan meydana gelmelidir

TTK’nın 1422. maddesi, rizikonun sigortacının sorumluluğu başlamadan önce imkânsızlaşmasını düzenlemektedir. Bu nedenle poliçenin düzenlenme tarihi, primin ödenme zamanı, teminatın başlangıç şartları ve sigortalı faaliyetin fiilen başlayıp başlamadığı birlikte incelenmelidir.

Özellikle belirli bir proje, klinik araştırma, etkinlik veya idari izin kapsamında düzenlenen poliçelerde, poliçe tarihinin başlamış olması sigortacının mutlaka fiilen riziko taşıdığı anlamına gelmeyebilir.


3. İmkânsızlık sigorta ettirenin veya sigortalının fiilinden kaynaklanmamalıdır

Rizikonun imkânsızlaşması sigorta ettirenin, sigortalının veya hayat sigortalarında lehtarın fiilleri ve etkileri dışında meydana gelmelidir.

Sigortalının kendi iradesiyle faaliyetten vazgeçmesi ile yetkili idari makamın izin vermemesi aynı hukuki sonucu doğurmayabilir. Bu nedenle imkânsızlığa yol açan olayın nedeni somut olarak belirlenmelidir.


Rizikonun İmkânsızlaşmasının Sonucu Nedir?

TTK’nın 1422. maddesindeki şartlar gerçekleşmişse sigortacı prime hak kazanamaz.

Bu durumda:

  • Henüz ödenmemiş primlerin talep edilmemesi,

  • Tahsil edilen primlerin iade edilmesi,

  • Kısmi iade yapılmışsa kalan primin ödenmesi,

  • Şartları oluşmuşsa iade edilmesi gereken tutara faiz uygulanması,

gündeme gelebilir.

Prim, sigortacının üstlendiği rizikonun karşılığıdır. Sigortacı hiçbir zaman risk taşımamışsa, yalnızca poliçe düzenlenmiş veya belirli bir süre geçmiş olması primin tamamına hak kazanılması için yeterli olmayabilir.


Rizikonun İmkânsızlaşması ile İşlemeyen Günlere Ait Prim İadesi Arasındaki Fark

Rizikonun imkânsızlaşması ile poliçenin süresinden önce sona ermesi birbirinden farklı hukuki durumlardır.


Poliçenin süresinden önce sona ermesi

TTK’nın 1419. maddesine göre sigorta sözleşmesi sona erdiğinde, kanunda aksi öngörülmemişse işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.

Bu yöntemde sigorta şirketinin poliçenin sona erdiği tarihe kadar rizikoyu taşıdığı kabul edilir. İade tutarı, genel olarak poliçenin kalan günleri üzerinden hesaplanır.


Rizikonun imkânsızlaşması

TTK’nın 1422. maddesinde ise sigortacının sorumluluğu başlamadan rizikonun gerçekleşmesinin imkânsızlaşması söz konusudur. Bu durumda sigortacı prime hak kazanamaz.

Dolayısıyla uyuşmazlık yalnızca “Poliçe hangi tarihte iptal edildi?” sorusuyla çözülemez. Öncelikle şu sorulara cevap verilmelidir:

  • Sigorta şirketinin teminat sorumluluğu fiilen başladı mı?

  • Poliçeyle sigortalanan faaliyet gerçekleştirildi mi?

  • Sigorta şirketi herhangi bir süre boyunca gerçekten riziko taşıdı mı?

  • Riziko hangi olay ve tarihte imkânsız hâle geldi?

  • İmkânsızlık sigorta ettirenin iradesi dışında mı meydana geldi?


Sigorta Konusu Menfaatin Ortadan Kalkması

TTK’nın 1408. maddesine göre sigorta sözleşmesinin yapıldığı anda sigortalanan menfaat mevcut değilse sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan menfaat, sözleşme süresi içinde ortadan kalkarsa sözleşme o anda geçersiz hâle gelir.

Bu nedenle rizikonun imkânsızlaşması değerlendirilirken yalnızca TTK’nın 1422. maddesi değil, somut olayın özelliklerine göre TTK’nın 1408 ve 1419. maddeleri de birlikte ele alınmalıdır.


Sigorta Tahkim Komisyonu Kararına Konu Olay

Ofisimiz tarafından takip edilen uyuşmazlıkta, bir biyoteknoloji şirketi adına Klinik Araştırmalar Sorumluluk Sigortası Poliçesi düzenlenmiştir.

Poliçenin konusu, belirli bir tedavi yöntemine ilişkin çift kör, randomize ve plasebo kontrollü klinik araştırma çalışmasıdır. Poliçede olay başına 100.000 USD teminat belirlenmiş ve sigorta şirketi tarafından toplam 6.300 USD brüt prim tahsil edilmiştir.

Klinik araştırmanın yapılabilmesi için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna başvurulmuştur. Ancak başvuru; araştırma ürününe ilişkin kalite, sterilite, proses validasyonu ve preklinik verilerin yeterli bulunmaması nedeniyle reddedilmiştir.

İdari başvurunun reddedilmesi sonucunda:

  • Klinik araştırma hiç başlamamış,

  • Araştırmaya herhangi bir gönüllü alınmamış,

  • Hiçbir katılımcıya tıbbi uygulama yapılmamış,

  • Üçüncü kişiler bakımından poliçe kapsamında bir sorumluluk riski oluşmamıştır.

Poliçe daha sonra iptal edilmiş, ancak sigorta şirketi tarafından ödenen 6.300 USD primin yalnızca 1.035,61 USD’lik kısmı iade edilmiştir. İade edilmeyen 5.264,39 USD için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmuştur.


Bilirkişi Raporuna Yapılan İtirazlar

Tahkim yargılamasında alınan ilk bilirkişi raporunda, poliçenin yürürlükte kaldığı günler esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Sigorta şirketinin gerçekleştirdiği 1.035,61 USD tutarındaki iadenin yeterli olduğu ve bakiye prim iadesi bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Rapora karşı sunduğumuz itirazlarda, klinik araştırmanın hiç başlamadığı ve herhangi bir gönüllü üzerinde uygulama yapılmadığı vurgulanmıştır.

Uyuşmazlığın yalnızca TTK’nın 1419. maddesindeki “işlemeyen günler” düzenlemesine göre çözülemeyeceği; öncelikle TTK’nın 1422. maddesinde düzenlenen rizikonun imkânsızlaşması hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Çünkü klinik araştırmaya başlanmadığı için poliçenin teminat altına aldığı üçüncü kişi sorumluluk riski hiçbir zaman doğmamıştır. Bu nedenle sigorta şirketinin yalnızca takvim üzerinde süre geçmiş olmasına dayanarak primin büyük bölümüne hak kazanamayacağı savunulmuştur.

Alınan ek bilirkişi raporunda, en azından idari ret tarihinden sonraki dönem için prim iadesi yapılması ihtimali kabul edilmiş ve bu seçeneğe göre 3.037,81 USD prim iadesi hesaplanmıştır.

Ancak klinik araştırmanın özel niteliği ve rizikonun hiçbir zaman doğmamış olması nedeniyle ek rapora da itiraz edilmiş; iade edilmeyen primin tamamının ödenmesi talep edilmiştir.


Hakem Heyetinin Prim İadesi Kararı

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti, 29 Mart 2026 tarihli ve K-2026/…..sayılı kararıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Hakem heyeti kararında özetle:

  • Sigorta sözleşmesiyle sigortacının aldığı prim karşılığında risk üstlendiği,

  • Sigorta ettirenin sigortacının üstlendiği riziko nedeniyle prim ödediği,

  • Sözleşme süresi içinde sigortalanan menfaatin ortadan kalkması hâlinde TTK’nın 1408. maddesinin uygulanacağı,

  • Sigortacının sorumluluğu başlamadan riziko imkânsızlaşmışsa TTK’nın 1422. maddesi uyarınca sigortacının prime hak kazanamayacağı,

kabul edilmiştir.

Bu gerekçelerle hakem heyeti;

  1. İade edilmeyen 5.264,39 USD’nin tamamının sigorta şirketinden tahsil edilerek başvuran şirkete ödenmesine,

  2. Bu tutara başvuru tarihinden itibaren devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilmesine,

  3. 6.961,57 TL yargılama giderinin sigorta şirketine yükletilmesine,

  4. Başvuran lehine 45.000 TL vekâlet ücretine

oyçokluğuyla karar vermiştir.


Kararın Uygulama Bakımından Önemi

Söz konusu karar, prim iadesinde yalnızca poliçenin iptal tarihinin esas alınamayacağını göstermesi bakımından önemlidir.

Özellikle belirli bir izin, ruhsat, proje veya faaliyete bağlı olarak düzenlenen sigorta poliçelerinde rizikonun doğup doğmadığı ayrıca incelenmelidir. Sigortalı faaliyet hiç başlamamışsa ve rizikonun gerçekleşmesi sigorta ettirenin iradesi dışında imkânsızlaşmışsa, sigorta şirketinin gün hesabına dayanarak primin tamamını veya büyük bölümünü muhafaza etmesi hukuka uygun olmayabilir.

Karardaki değerlendirme özellikle şu sigorta ilişkileri bakımından önem taşıyabilir:

  • Klinik araştırma sorumluluk sigortaları,

  • Proje ve inşaat faaliyetlerine bağlı sigortalar,

  • İzin veya ruhsat şartına bağlı mesleki sorumluluk sigortaları,

  • Belirli bir organizasyon için düzenlenen sigortalar,

  • İhale veya sözleşmenin uygulanmasına bağlı poliçeler,

  • Belirli bir taşıma ya da faaliyet için düzenlenen sorumluluk sigortaları.

Her uyuşmazlıkta poliçenin genel ve özel şartları ile rizikonun niteliği ayrıca incelenmelidir.


Prim İadesi Talebinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Rizikonun imkânsızlaşması nedeniyle prim iadesi talep edilecekse aşağıdaki hususların belgelendirilmesi önemlidir:

  • Poliçe ve zeyilnameler,

  • Prim ödeme dekontları,

  • Sigortacının sorumluluğunun başlangıç şartları,

  • Sigortalı faaliyetin hiç başlamadığını gösteren belgeler,

  • İzin veya ruhsat başvurusunun reddine ilişkin idari karar,

  • Rizikonun hangi tarihte imkânsızlaştığını gösteren kayıtlar,

  • İmkânsızlığın sigorta ettirenin iradesi dışında meydana geldiğine ilişkin deliller,

  • Sigorta şirketine yapılan yazılı başvuru,

  • Başvurunun şirkete ulaştığını gösteren KEP veya tebligat kayıtları,

  • Sigorta şirketinin cevabı ve varsa kısmi iade belgeleri.

Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmadan önce sigorta kuruluşuna gerekli başvurunun yapılması ve bu başvurunun belgelendirilmesi gerekir.

Sonuç

Sigorta primi, sigortacının üstlendiği rizikonun karşılığıdır. Sigortacının sorumluluğu başlamadan ve sigorta ettirenin fiilleri dışında rizikonun gerçekleşmesi imkânsızlaşmışsa sigortacı TTK’nın 1422. maddesi uyarınca prime hak kazanamaz.

Bununla birlikte her poliçe iptali rizikonun imkânsızlaşması anlamına gelmez. Poliçenin yalnızca süresinden önce sona erdiği durumlarda işlemeyen günlere ait prim iadesi; rizikonun hiç doğmadığı veya gerçekleşmesinin tamamen imkânsızlaştığı durumlarda ise primin tamamının iadesi gündeme gelebilir.

Sigorta Tahkim Komisyonunun 29 Mart 2026 tarihli kararında da klinik araştırmanın hiç başlamaması nedeniyle rizikonun doğmadığı kabul edilmiş ve sigorta şirketinin iade etmediği 5.264,39 USD primin tamamının başvuran şirkete ödenmesine karar verilmiştir.


Av. Yavuzhan Varol


Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her sigorta uyuşmazlığı poliçe hükümleri ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir. İncelenen hakem heyeti kararı, itiraz yolu açık olarak verilmiştir.

Yorumlar


bottom of page